Puantiyeleri mi daha çok seviyorum yoksa kalpleri mi bilemiyorum. Böyle arada kaldığım tonlarca soru var aslında ama insan ne olursa olsun içinden, en derinlerinden yani kalbinden gelen sesi dinlemeli. Genelde mantığıyla hareket ettiğini söyleyip, aman aman bu çok mantıksız olmaz diye burun kıvıran biriyimdir ancak iş uygulamaya gelince o havadan atıp tutmalar birden fos diye sönüveriyor. Bir bakmışım ki tamamen kalbimle ilerlemişim. Tüm samimiyetimle söylüyorum bugüne kadar ay keşke şunu seçseydim keşke diye büyük pişmanlıklar yaşamadım. Tabi körü körüne içinizden ne geçiyorsa onu yapın demiyorum sadece insan içindeki o "Bu olmalı.", "Bunu seçmelisin.", "Oraya gitmelisin." vb. seslere kulak vermeli ama aklını da kullanmalı :)
Hakkımda
- Büjjosphére
- Yedisinde neyse yetmişinde de o olucak olan,minicikliğinden beri vitrin camlarına aşık,hırslarına yenik düşmeyen,pamuk gibi bir kalbi olan taşlarla uğraşan,ışıltıya bayılan,şiir olmazsa olmazım diyebilen,müzik dinlemeden yapamayan kendi dünyasında atmosferinde biri =)))
5 Nisan 2013 Cuma
1 Nisan 2013 Pazartesi
Çayır Çimen Geze Geze
Hafta sonu Ankara'da hava muhteşem ötesiydi. Özellikle pazar günü... Biz de bunu fırsat bilip güzel bir kahvaltıdan sonra kendimizi bence Ankara'nın en güzel yerine, Eymir'e attık. O kadar kalabalıktı ki neredeyse tüm Ankara akın etmişti buraya. Bisikletle çok kısa bir mesafeyi 20 dk.da gittik siz hesap edin. Bu arada ben bisiklet sürmeyi bilmiyorum daha doğrusu bisiklete küstüm. 6 yaşımda Ankara'ya geldikten sonra bisikletimi bir kenara attım ve bir daha yüzüne bakmadım. Şimdi düşününce sebeplerimin ne olduğunu anlayabiliyorum (o sebepler de bende kalsın canım) ama çocukluk işte.. Her neyse işte ben bu yüzden normal bisiklete değil de koskocaman arkasında sepet olan 3 tekerlekli bisikletlere binebiliyorum. Biraz kabaca ama şirin :) Biliyorum bu bisiklet konusunda numuneliğim ama olur ya benim gibiler varsa onlara bu bisikleti tavsiye ederim. Hem arkasındaki sepete piknik eşyalarınızı da koyup taşıyabiliyorsunuz bunun için bile binilir :)
26 Mart 2013 Salı
Bak Aynalı Aynalı
Son dönemde aynalı gözlükler yükselişte! Belki şöyle 2-3 sene önce gözüme pek güzel gelmeyecek olan bu gözlükleri ilk olarak tatlı mı tatlı Minikkuş'un blogunda görüp bayıldım hatta ZeroUV sitesini aşındırdım o mu bu mu diye sonra bu gözlükler peşimi bırakmadı ve bir baktım Ankaranın yakışıklı blog yazarı Kubilay Sakarya'nın bir fotoğrafında karşıma çıktılar. Sonrası malum, adresim ZeroUV ve hedefim talan etmekti :) ZeroUV alışverişim ve siteden beğendiğim diğer modeller başka bir postumuzun konusu olsun şimdi size bu gözlüğü takmak için ne denli saçma şeyleri üstüme giydiğimi gösteriyim izninizle :)
Çizgili Çizgili
Şimdilerde her yerde çizgili pantolonları ve gömlekleri görür olduk. Tabi bunda bence mangonun o güzelim çzigili pantolonlarıyla, elbiseleriyle salınan Miranda Kerr'in etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Çünkü yanlış hatırlamıyorsam çizgili taytlar birkaç sene önce de butiklerde vardı ama şimdi heryerdeler :) Her yerde zımbaları görmekten tam bıkmışken şimdi de çizgileri göreceğiz gibi. Ne yalan söyleyeyim ben de sevdim aslında çizgileri ama bunlar da o çizgilere farklı alternatifler olsun, aklınızın bi köşesinde bulunsun istedim.
22 Mart 2013 Cuma
Bol Paça Pantolon
Sıcak havalar sallana sallana bize yaklaşıyor. Özellikle Ankaralıları nisana kadar periyodik olarak bir sıcak bir yağmurlu geçicek günler bekliyor. Havalar böyleyken ben en çok tiril tiril bol paça pantolonları yakıştırıyorum kendime. Dün de bu pantolonlarımdan birini giyerek açılışımı yaptım. Şimdi bakalım bol paça pantlolonları nasıl kombinleyebiliriz?
Ben en çok buna bayıldım. Peki ya siz? :)
21 Mart 2013 Perşembe
Ekinoks
Bugün kuzey yarım kürede ekinoks, yani gece ile gündüz eşit. Artık hava daha geç kararıyor. Saatler alındıktan sonra daha da geç kararıcak ki ben bunu heyecanla bekliyorum. İşten hava aydınlıkken hatta birazcıkta ılıkken çıkmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorum. Lafı çok uzatmıcam bugün ne giymişim görelim :) (Ayrıca bugün benim işe başlamamın 1. yıldönümü) :))
Tshirt- Koton * Ceket- Mango * Pantolon- Miss Poem ( Markafoni) * Kolye- Mango * Ayakkabı- Bershka * Çanta- Mango
11 Mart 2013 Pazartesi
Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar
Nasıl da her sabah ön yargılarımızı üzerimize çekip çıkıyoruz evimizden. Yolda her karşılaştığımız insanı nasıl da hemen kendi değerlerimize göre yargılıyoruz beş dakikada. Bizden olmayanı, bizim gibi düşünmeyeni, bizim sevdiklerimizi sevmeyeni, bizim gibi giyinmeyeni, bizim gibi konuşmayanı hemen nasıl da ötekileştiriveriyoruz. Belki sitem ediyorum şu satırları yazarak ama bazen bu hataya ben de düşüyorum sonra bir an hop hop kendine gel diyorum.
Bu sabah annemle metroya biner binmez insanların ilk dikkat ettikleri şey ayakkabılarım oldu. Doğaldır rengi biraz dikkat çekiyor ancak yol boyunca ayağıma bakan bir teyze vardı ki neyi anlayamayıp da o kadar süre ayaklarımı inceleme gereği hissetti veya neden eşini dürtüp ayakkabılarımı gösterdi inanın anlayamadım. Yüzünde ufak bir tebessüm olsa da desem ki beğendi veya "Ah yazık üşüyecek kızcağız" diyor içinden. Hayır... Teyze o an beni ötekileştiriverdi hemen. Şuna bak kış günü ne giymiş dedi belki içinden, belki de ne o öyle çingene gibi dedi. Önemi yok... Böyle şeylere takılmam ama sorun bunu büyük boyutlara taşımamız. İnsan doğası böyle ne yazık ki. Biz beyazsak siyahi olanı hemen garipsiyoruz, gözleri çekik olanı, çok uzun olanı, çok kısa olanı, çok kilolu olanı, çok zayıf olanı, saçı uzun erkekleri, saçı kısa kızları, kışın ince, yazın kalın giyineni vs. bu liste uzar gider. Biraz dizginleyebilsek kendimizi de keşke ne kendi içimize ne de topluma bu şekilde zarar vermesek.
Uzun laflarımın kısası; empati kurmayı deneyip insanları anlamaya çalışalım ve karşımızdaki insanlarla iletişimimizde bunu esas kılalım. Kimsenin ne üzüntüsünden ne de başarısızlığından mutlu olabilecek kadar insanlığımızı yitirmeyelim.
Bu arada bana gelicek olursak; ben ayakkabılarımla çok mutluyum. Güne muhteşem bir enerjiyle başladım. Havalar ısınıyooooor! :) Yaşasın :)
Bu sabah annemle metroya biner binmez insanların ilk dikkat ettikleri şey ayakkabılarım oldu. Doğaldır rengi biraz dikkat çekiyor ancak yol boyunca ayağıma bakan bir teyze vardı ki neyi anlayamayıp da o kadar süre ayaklarımı inceleme gereği hissetti veya neden eşini dürtüp ayakkabılarımı gösterdi inanın anlayamadım. Yüzünde ufak bir tebessüm olsa da desem ki beğendi veya "Ah yazık üşüyecek kızcağız" diyor içinden. Hayır... Teyze o an beni ötekileştiriverdi hemen. Şuna bak kış günü ne giymiş dedi belki içinden, belki de ne o öyle çingene gibi dedi. Önemi yok... Böyle şeylere takılmam ama sorun bunu büyük boyutlara taşımamız. İnsan doğası böyle ne yazık ki. Biz beyazsak siyahi olanı hemen garipsiyoruz, gözleri çekik olanı, çok uzun olanı, çok kısa olanı, çok kilolu olanı, çok zayıf olanı, saçı uzun erkekleri, saçı kısa kızları, kışın ince, yazın kalın giyineni vs. bu liste uzar gider. Biraz dizginleyebilsek kendimizi de keşke ne kendi içimize ne de topluma bu şekilde zarar vermesek.
Uzun laflarımın kısası; empati kurmayı deneyip insanları anlamaya çalışalım ve karşımızdaki insanlarla iletişimimizde bunu esas kılalım. Kimsenin ne üzüntüsünden ne de başarısızlığından mutlu olabilecek kadar insanlığımızı yitirmeyelim.
Bu arada bana gelicek olursak; ben ayakkabılarımla çok mutluyum. Güne muhteşem bir enerjiyle başladım. Havalar ısınıyooooor! :) Yaşasın :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)







